15 Aralık 2012 Cumartesi

Beni Affet


Bir hikaye anlatıyor
İstanbul sokakları bu sabah.
Fısıldıyor kulaklarıma
Her bir satırı yavaşça.

İstanbul diyor ki,
Serin bir sabahtı ilk uyanışım
Sana ilk bağlanışım
Anlattıkça seni anlatışım.

Alışmışım tuzlu rüzgarlara
Dalga dalga çarpan damlalara
Yanağımı yakan
Mutluluk gözyaşlarına.

İstanbul diyor ki,
Sana uyanışım her sabah
Yeni baştan anlayışım, aldanışım
Avunuşum boğazda günün ilk ışıklarıyla.

Bir hikaye anlatıyor
Bu sokaklar bağıra çağıra.
Kulaklarımı tırmalıyor
Her bir satır kanatırcasına.

İstanbul diyor ki,
Ilık bir yaz yağmuruydu.
Yatağa yatışım. Seni ilk aldatışım.
Ağladıkça sana ağlayışım.

Alışamadım diyor bir türlü,
Rüzgarla gelen ayrılıklara.
Günün ilk ışıklarıyla
Yabancılaşmaya.

İstanbul bugün bir kez daha diyor ki,
Beni affet.

6 Kasım 2012 Salı

Aynı


Bir yandan çok uzaktasın
Oysa bir bakışla yakınlarda
Hissediyorum bir yanda.
Toprak alışık olduğum gibi
Hava hep soluduğum.
En iyi bildiğim harfler  birleşmiş
Yabancılaşmış kelimelerde.
Anlamlarıysa hep aynı kalmış.
Damağımın tadı,
Rüzgarın yumuşaklığı hep tanıdık.
Huzuru hissedebildiğin kadar evindesin
Sevgiden kaçtığın kadar uzaklarda.
Adım attığın her yeri anılaştıran da
Senin nefes alışların.
Özleyebildiğin sürece keyif alırsın uzaklardan.
Unutmamalısın sen buralardansın.
şedeki bankta ısınışların
Hep ilk kahvenin son damlasındandır.
Yelkovanınsa henüz onikiyi vuruşu
Sigaranın son dumanındandır.

10 Ekim 2012 Çarşamba

"mekansız"



Sevmek de sevilmek de zor değil aslında.
Zor olan; zaman, mekan, insan.
Doğrusunu bulmak, kanatlanıp uçmak gibi...
Diğerlerinden daha çok sevdiğin şarkılar gibi...
Ağaçlarını, evlerini, taşlarını daha çok sevdiğim sokaklar var.
Sırf özlediğim için yolumu uzattığım zamanlar var benim.
Tıpkı ulaşmaya çalıştığım insanlar olduğu gibi.
Zamanı beklemeden mekansızlaştığım anlar gibi.
Bir bulut peşinden sağa sola savruluşlarım gibi.
Önümü görmeden bağırdığım karanlık kuyular var.
Sorumluluğunu alamadığım mutluluklar var.
Kopamadığım, uyanamadığım rüyalarım var benim.
Zor değil aslında sevilmek de sevmek de...
Zor; olan yer, gök, deniz.

24 Eylül 2012 Pazartesi

Toz Tutmuş Saplantılar


Hep senden bir şeyler öğreniyorum diyordum.
Aslında bahsettiğim bir iki cümle değildi.
Başka şeyler öğrettin bana.
Önce mutluluk nedir, sevgi ve sevgili nediri öğrendim.
 Zaman geçti yasak aşk nasıldır, sevgili nasıl özleniri öğrettin.
Aylar geçti ayrılık nasıl bir histir onu öğrendim senle.
Unutmamak, unutamamak.
Kopmak nedir öğrendim.
Daha sonra da kandırılmak, aldanmak, aldatılmak, önemsiz hissedilmeyi öğrettin.
Zamanın ilaç olmasını öğrettin.
Sonra yıllar geçti.
Hayatta en çok dilediğim şeyin  hiç beklemediğim bir anda
Gerçek olabileceğini öğrettin.
Hayata ve sana karşı olan direncimin kuvvetini
Ölçebilme şansı verdin bana.
Denedin, denettin.
Direndim ama başaramadım.
Başarısızlığı da öğrettin.
Güvenmemeyi, üzülmemeyi, umursamamayı öğrettin.
En sevdiğinin en sevdiği olamayacağını anlattın.
Her an hazırlıklı, güçlü olmak gerektiğini öğrettin.
Değişimin gerekliliğini öğrendim.
Geleceğin hayallerden daha önemli olduğunu öğrettin bana.
Bir kez daha kendimi deneme fırsatı verdin bana.
Yıllarda geçse,
Saplantıların üstü toz da tutsa,
Bir nefesle bir çırpıda uçup gidebileceğini öğrettin.
Artık bundan sonra, yürürken sağlam adımlar atmam gerektiğini,
Kalbimi kapayıp gözümü açmam gerektiğini öğrettin.
Ve hepsinden önemlisi, asla geçmişe takılı kalınmamasını gerektiğini.
Hiç kimsenin insanın kendisinden daha önemli olmaması gerektiğini öğrettin.
Sevgilinin, sevginin geçici
Zamanınsa kalıcı olduğunu öğrettin.

15 Eylül 2012 Cumartesi

...


Biz tanımlara uyamadık seninle.
Birlikte gülüp ağlayamadık herkes gibi.
Ne arkadaş olabildik birbirimize
Ne de hayallerimizdeki “onlar” gibi.
Kavgalarımızdı bizim en güzel anılarımız
Bağırışıp, kapı çarpmalarımız.

Hiç başımı omzuna koyup da uyumadım.
Dizinin üstünde hayallere dalamadım.
Cümlelerim sana hep uzun, zamanımızsa kısa geldi.
Biliyorum çok istedik değişmeyi.
Göz yummayı, sabretmeyi.
Başaramadık.

Şimdiyse yirmidört yıldan bize geriye kalan
Üstü örtülü kalpler
Gizlenmiş tozlu cümleler...
Hiç kimse daha fazla üzemedi beni,
Kıramadı kalbimi.
Tedirgin hissettirmedi hayat bile senden çok.
Hiç kimse beni bu kadar yenemedi.
Bir bakışla deviremedi.

Her şeyi boşver şimdi...
Sil at bunca şeyi.
Kimse demedi “tanıyamamışım seni ”...


4 Eylül 2012 Salı

γλάρος


Bir martı vardı.
Özgürlüğüne kavuşan.
Bembeyaz kanatlarıyla,
Bağıra bağıra uçuşan.
Gökyüzünün keyfini çıkaran.
Daldan dala konan,
Asla yorulmayan.

Bir martı vardı.
Hayaller kuran.
Kocaman siyah gözleriyle,
Dünyayı duyguları
Tanımaya kanat çırpan...



Bizim Gibi



Sevenler illa buluşacaklar diye bir şey yok.
Sevenler kavuşamayabilirler.
Onlarda bizim gibi uçup gitseler ya...
Zamanın akışından çıksalarda
Özgür olup uçsalar ya...

ÇOKTAN...





Gitmiştim çoktan gelmeyişinden.
Farketmiştim. Sen vazgeçmeden.
Uzaklaşmıştım yakınlarından buralardan.
Sen önceydin ben ise soradan.
Şimdiydin sen. Ben ise hep sonralar.



30 Haziran 2012 Cumartesi

Geri Dönüşler


Zamansız gelen haberler
Anlamı karışmış hikayeler
Söylenmeden anlaşılan karmaşalar
Saklanmaya çalışılan gururlar
Acıları bastırmak için kullanılan yeni umutlar
Kararsızlıklara karşı savunmasız adımlar.
Gitme denilse bile kalamadığın durumlar
Arada kalınmışlıklar, zamansızlıklar...
Sözlerin tutulmadığı güvenin aranıp da bulunamağı şafaklar.
Kimi zaman yalnız yürüdüğün
Ya da beklemediğin bir yol arkadaşının eşlik ettiği
Çıkmaz karanlık sokaklar...
Arkanda bırakmak isteğin bir yandan da
Unutmayada cesaretinin olmadiği anılar, anlar.
Susmanın bile bir cevap olduğu
Uyandığında gerçek olup olmadığı
Ne tam hatırladığın ne de tam unutabildiğin
Geri  dönüşler.
Solmasın diye damla damla suladığın tüm ilişkiler...
Hepsini geride bırakmak istesende
Üstüne kokun sinmiş odalar, tahta merdivenler.
Gitmeninde kalmanında imkansız olduğu evler...

31 Mayıs 2012 Perşembe

Anladım


Anladım

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir,ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
”Sana ihtiyacım var, gel ! ” diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ”git” dediğimde anladım..
Biri sana ”git” dediğinde, ”kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
Özür dilemek değil, ”affet beni” diye haykırmak istemekmiş pişman
olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş…

Can Yucel






29 Mayıs 2012 Salı

Hasret Kaldım



Hayal ederken kendimi  deniz kıyılarında,
Attığın her adım dalgalarla kafiyelidir.
Serin sulara hasret kalsada ayakların,
Rıhtımdan ayrılamaz kolayca aklın.
Ellerinin arasından kaçıp giderken kum taneleri
Tenin dönmek istemez geriye.
Kanat çırpışları çalar kulağına
Anlamadığın melodiler dolar ruhuna.
Liman almak zamanı gelip çatıncada
Dalgın bakışlar nafile kalır hayatta.
Ilık sulardan vazgeçme çanıdır,
Madem deyip dönme zamanıdır o güneşin batışı. 

9 Mayıs 2012 Çarşamba

Başka Yer Başka Zaman


zamanın eli değdi bize
çoktan değişti her şey
aynı değiliz ikimiz de
zaaflarına bir gece
hatalarına bir nilüfer
sevgisizliğine bir kalp verdim

artık geri ver, geri veremezsin aldıklarını
artık geri ver, geri verilmez hiçbir yanılgı
yokluğuma emanet et sen de benden kalanları

her şeyi al bana beni geri ver
bir şansım olsun
başka yer başka zaman
sensiz ömrüm olsun
her şeyi al bir şansım olsun
başka yer başka zaman
sensiz omrüm olsun

sensiz ömrüm olsun...

MURATHAN MUNGAN

3 Mayıs 2012 Perşembe

Mutlu Yıllar


Yeni yaş sayısının şansını yanında getirirmiş yaşanacaklarıyla birlikte....
Yani yaş hayal kurdururmuş üflenen mumlarla
Gerçekleşmesi için yeni bir güç olurmuş yılda bir kesilen pasta
Defterde yeni bir sayfaya geçiştir doğum günü...Bir başlangıç
Bir kurtuluş eski yorulmuşluklardan
Geride birakmaya bir firsat
Gözünü kapatıp dilek dilemek için
 Bir kaç saniye bile olsa
Dinlenmek umutlanmak için
Koşmaktan yorulmuş bedenine serpilmiş bir kaç damla su
Taze alınmış bir nefes  gibi ruhuna
Yeni bir adim yürüdüğün yolda
...daha da çok mutlu olmaya


27 Nisan 2012 Cuma

Ayrılık da aşka dahil


Günlerden Pazartesi  olduğunda yeni bir esinti dolar hayatın ortasına
Saatler geçmek bilmez rüzgar dinmez en derindedir
Salı gelir yavaşça
Hiç bozulmamış bir buluttan yağmur damlaları dökülür pamuk yanaklarından
Çarşamba herşeyin ortasındadır
Durmak gibidir hafta ortasında kalabalıklar arasında
Perşembe kara bulutlar dağılır
Bembeyazdır bugün yarın ve sonraları
Cuma gelir bitti dersin bırakıp gitmek istersin bırakmazlar
Aklın karışır karmaşırsın ve kalakalırsın
Olduğun yerler ayaklarının altından akıp gider yakalayamazsın
Cumartesi  geldiği gibi gider kirpiklerin bile yetişemez
Pazar ise seni kendine getirir
Ayırır bu dünyadan hayallere yerleştirir
Kurulucak hayallerin zamana yetişemez
Yine başa dönersin kıvrınarak
Karın ağrıları başlar yanı başında
Bir bakmışın yine başa dönmüş zaman
Ayrılıkda aşka dahil dermiş gibi bir kez daha hatırlatır sana
Her başlayan biter her bitense yine başa döner....