31 Mart 2012 Cumartesi

Deseler ki...



Kim kime nasıl güvenebilir
Güven nedir deseler gözü göremeyen insanlara renkleri anlatmak gibi derim. 
Denizin derinliklerinde hissettiğin soğuk su gibi.
Güneşe baktığında gözünün yanıp, yaşların sen farkında olmadan süzülmesi gibi derim.
Dalga seslerinin artık hoşuna gitmediği zamanlarda denizin durulması gibi sessiz ve sakin ilerleyen bir hastalık sanki derim.
Zorlamadan açtığın ama ilk çıkan rüzgarlarla camları kırarcanasına kapanan kapı gibi derim.
Sessizlikten daha sıcak ama yokluğundan daha üzücü derim.
Sen söylemeden dinlediğim kimsenin sevmediği bir şarkı gibidir derim.
Kırılmış bir kalpten daha ağır, gözyaşlarından daha değerli derim.
Tükenmeyen bir kalemden daha dayanıklı, beyaz bir sayfadan daha boş derim.
Ardına bakmadan kaçıp gittiğin bir delilik derim.
Bak  burda işte tam yanında hiç üzülme hala buradayız derim.
Nice yıllar boyu omuzuna yaslandığın bir dost gibidir çoğu zaman derim.
Hani herkesten ve herseyden çok kalbini kırabilen biri vardır ya işte aynı onun gibi derim.
Yarışmadan, yenilmeden, saklanmadan, yanılmadan elde edilen sadece neşesi yeten derim.

Susarım.
Sonra deseler ki...
Aşk nedir ?
İki kişinin arasında kalmadığın zamanlardır derim.

30 Mart 2012 Cuma

Beni Bir Tek Aşk Aldatmadı

"Yaralı bir kuşun kanat çırpışları gibiydi birbirimize son dokunuşumuz.

Zayıf, titrek ve soluksuz...

Binlerce cam kırığı içimizde, kulağımızda binlerce uğultu, ayrılanlara özgü umutsuzluk ve belirsiz bir sonsuzluk...

Böyle bir gidiş hayal etmemiştik ikimiz de...

Sanki bir yerlerde bir dağ çöktü, bir şehir yıkıldı, altında kaldık.

Ah sevgilim, ne çok ağladık...

Düşlerimi yükledim bir gemiye, bilinmez limanlara doğru yola çıkardım.

Sen neredeysen, belki bulur diye.

Sana ulaştığında belki yüreğimin kanamasını durdurur diye...

Her gidiş bir bitiştir, bunu biliyorum ama her bitiş bir başlangıç değilmiş, öğreniyorum.

Gelmeyeceğini bile bile, bir daha sana asla dokunamayacağımı bile bile özlüyorum. Delilik işte..."

Mehmet Coşkundeniz

29 Mart 2012 Perşembe

Dün Bugün Yarın

...geçmiş olan dünden hiç yad etme yarın da gelmemişken feryad etme düşünme geleceği de geçmişi de şimdi şen ol da yaşamı berbad etme ...
Ömer Hayyam

26 Mart 2012 Pazartesi

Cesaretiniz Var mı ?

Zaman  büyütür derler inanın. En bulunmaz ilaçtır kaçınmayın. Tabi söylemesi yaşamasından daha kolaydır, kızmayın...
 En zor olanı ise karar vermektir. Zorlayın kendinizi şimdi hangisi daha zordur: Risk almak mı, unutmak mı ?
Uzun zamandır etrafımdakilere soruyorum bu soruyu, sevgi için herşey yapılır mı ? Her ne olursa olsun dimdik ayakta durabilmek mi kazanmaktır ?
Bence risk almak demek şüphe duymak demektir. Her şüphe duygusu güvensizliği doğurur ki bence hayata karşı güvensiz olmak en doğrusudur. En az zarar görmek en az incinmek için güvenmemek gerekir. Bu hayata karşı negatif olmak demek değil tam tersine hayattan daha umutlu olabilmek için motive olmak demektir. Her zor şarta kendini hazırlamak her yarıştan önce tetikte olmak demektir. Küçük bir taşın yoluna devam etmeni engellememesi demektir.
İşte tam da bu noktada zaman gelir geçer ve aldığın risk seni sonuca yani unutma safhasına taşır. Hemde sen hiç farkında olmadan. Eski anılar yerini hayallere bırakır ki işte o an anlarsın. Sen artık başarmışsındır. Doğru zamanda atılmış küçük ama dayanıklı adımlar seni olgunlaştırmış ve hatta sorunlarından arındırmıştır. Tüm bunlar sana iyi gelirken eskiden ayağına takılan taşları değil kenarında açan çiçekleri görür gözlerin.
İşte benim cevabım unutmak, hayal etmek, olgunlaşmak, kazanmak, yaşamak hatta sevmek ve sevilmek için risk almak gerekir bu hayatta. Özellikle böyle bir hayatta…
Peki ya sizin risk almaya cesaretiniz var mı ?

Özleyeceğim


Kırgınlıklarıyla , ayrılıklarıyla
Her köşesinde , sokağında ayrı anısıyla
Bu şehri özleyeceğim.
Her gün aynı yollardan geçsem bile
Her defasında ayrı şeyler gördüğüm,
İyi , kötü  anılarla dolu
Bu şehri özleyeceğim.
İlk adımlarımı attığım,
İlk kez ağladığım,
İlk kez aşık olduğum,
İlk kez ayrıldığım,
İlk boğazından geçip yeni güne başladığım,
İlk kez sevdiklerimle sıkılmadan aynı şeyleri yapmaktan zevk aldığım
Terk edilmeninde ,  sokaklarında el ele yürümenin de tadına vardığım
Bu şehri özleyeceğim.
Sahilinde denizinin uçsuz bucaksızlığına çarpıldığım,
Her anında ayrı bir hayale daldığım,
Kimi zaman bunalıp
Kimi zaman hasret kaldığım
Bu şehri özleyeceğim.
Ey her haline hayran olduğum şehir...
Sen olduğun yerde dururken,
Ben döndüğümde aynı olamayacağım.
Aynı masallara inanmayacak,
Aynı adamlara aşık olup aldanmayacağım.
Sevmelerim , sevilmelerim aynı olamayacak.
Aynı saflıkla bakamayacağım pencerelerinden.
Aynı üzüntüleri bir kez daha yaşamayacağım.
Ben döndüğümde sen aynı kalmış olacaksın ama ben olmayacağım.
Ben gözlerim kapalı,
Kör kütük yanlışlar yaparken beni bırakmayan dostlarımın bulunduğu şehir...
Şimdi gitsemde , döneceğim.
Döndüğümde seni yine aynı heveslerle,
Başka bir "ben"de yine
Seveceğim...
Bu şehri özleyeceğim.